skip to Main Content

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi (“TBMM”) Grup Başkanlığı tarafından 20/03/2020 tarih ve 103 sayılı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (“Kanun Teklifi”) TBMM Başkanlığı’na sunulmuştur. Halihazırda TBMM Adalet Komisyonunda bulunan ve yakın bir tarihte TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi beklenen Kanun Teklifinde usul hükümlerine ilişkin dikkat çeken birtakım değişiklikler şu şekildedir;

Kanun Teklifinin Gerekçesi

TBMM Adalet Komisyonunda bulunan Kanun Teklifi ile birlikte, yargılamanın daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi ve uygulama ve doktrinde dile getirilen yargılama sorunlarının çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır.

Kanun Teklifinde Dikkat Çeken Birtakım Değişiklikler

Yürürlük maddesiyle birlikte 63 maddeden meydana gelen Kanun Teklifine ilişkin ilk aşamada göze çarpan değişiklikler şu şekildedir;

I. Belirsiz Alacak Davası

Belirsiz alacak davası, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, hukuki ilişkinin ve asgari bir miktar veya değer belirtilerek açılabilecek bir dava türüdür. Uygulamada alacağın/talebin ne zaman belirli/belirlenebilir olduğu yönünden olan tartışmalara son vermek amacıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (“HMK”) 107. maddesinde değişiklik yapılmak istenmektedir.

Söz konusu değişikliğe göre, alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, talebini tam ve kesin olarak belirleyecek ve harç eksiğini tamamlayacaktır. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinde görülüp karara bağlanacaktır.

II. Dava Konusunun Devri

Davanın açılmasından sonra, dava konusunun davacı tarafından devredilmesi halinde, devralan şahıs, görülmekte olan davada davacı yerine geçecek ve dava kaldığı yerden devam edecektir. Kanun Teklifi ile getirilmek istenen düzenleme ile ise, dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, devreden ile devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacaktır.

III. Ek Cevap Süresi

Yazılı yargılama usulüne göre cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır, ancak kanunda sayılan bazı hallerde bu sürenin uzatılması mümkündür. Cevap dilekçesinin 2 haftalık süre içerisinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Basit yargılama usulünde ise ek süre 2 haftadır.

Kanun Teklifi ile getirilmek istenen düzenleme ile, verilen ek sürenin hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı hususu açıklığa kavuşturulmuştur. Teklife göre ek süre, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlayacaktır. Benzer düzenleme basit yargılama usulü için de öngörülmektedir.

IV. Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla ve Başka Yerde Duruşma İcrası

Halihazırda HMK m. 149’da yer alan söz konusu düzenlemede birtakım değişiklikler yapılarak, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla ve başka yerde duruşma icrasına uygulama alanı kazandırılması amaçlanmıştır.

Kanun Teklifindeki düzenlemeye göre mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine, talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapmalarına karar verebilecektir. Mahkeme, benzer şekilde, resen veya taraflardan birinin talebi üzerine, tanık, bilirkişi veya uzmanın aynı şekilde duruşmalara katılmalarına karar verebilir. Mahkeme, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin bu şekilde dinlenmesine karar verebilecektir.

Söz konusu düzenlemeyle birlikte, ses ve görüntü aktarımı sistemini kullanmak isteyen taraf vekillerinin kendi ofislerinde yeterli ses ve görüntü aktarım altyapısını oluşturmaları, gerekirse SEGBİS odaları benzeri fiziki ortamlar oluşturmaları ve neticede belirli miktarda yatırım yapmaları gerekeceği değerlendirilmektedir. Benzer şekilde, aynı anda kayda değer miktarda veri aktarımı sağlanacağı düşünülürse, Adalet Bakanlığı altyapısının da önemli derecede güçlendirme çalışmaları geçirmesi gerektiği düşünülmektedir.

V. Kaldırma ve Bozma Sonrası Islah

Kanun Teklifi ile getirilmek istenen değişiklikle birlikte, Yargıtay’ın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilecektir. Bu husustaki sınır ise, bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırılamayacağına ilişkin amir düzenlemedir.

VI. Hükmün Tamamlanması

HMK’de düzenlenen tavzih ve tashih usullerine ek olarak hükmün tamamlanması usulü getirilmek istenmektedir. Bu yolla, hükmün uygulamada karışıklığa sebebiyet verebilecek hususlarının açıklanması usulü olan tavzih ile hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilmesi usulü olan tashihin yeterli olmadığı durumların düzeltilmesi amaçlanmıştır.

Kanun Teklifinde yer alan hükmün tamamlanması usulünde, taraflardan her biri, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen, hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesi öngörülmektedir.

Söz konusu değişiklikle birlikte, yargılama gideri ve vekâlet ücreti gibi mahkemece resen hüküm altına alınması gereken hususların atlanması veya hatalı hesaplanması gibi açık hatalardan kaynaklanan istinaf ve temyiz başvurularının, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay’ın iş yükünden düşülmesi amaçlanmaktadır.

Hükmün tamamlanması yoluna ilişkin, HMK m. 306’da yer alan tavzih usulü uygulanacaktır.

VII. İhtiyati Tedbirlere İlişkin

Kanun Teklifi ile birlikte, ihtiyati tedbir talepleri ve buna ilişkin kararlara itiraz usullerinde kayda değer değişiklikler öngörülmektedir.

Kanun Teklifi ile birlikte ilk derece mahkemelerinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir.

İhtiyati tedbir kararı verilebilmesine ilişkin olan HMK m. 390’da yapılması öngörülen değişiklikle birlikte, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının gerekçeli verileceği, bu karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği, yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın da kanun yoluna başvurabileceği, bu başvuruların öncelikle incelenerek, kesin karara bağlanacağı düzenlenmiştir.

İhtiyati tedbirin uygulanması için yapılması gereken talep için öngörülen sürenin, kararın verildiği tarihten değil, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğ edilmesinden başlayacağı kararlaştırılmıştır.

Esas hakkında yabancı devlet mahkemesinin, hakemin veya hakem kurulunun görevli ve yetkili olması halinde, ihtiyati tedbir, bu talebe konu hak veya şeyin bulunduğu yer Türk mahkemelerinden talep edilecektir.

VIII. Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk

Kanun Teklifi ile getirilmek istenen düzenlemelerin yasalaşması ile birlikte, Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilecektir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda (“Tüketici Kanunu”) yapılan bu değişikliğin istisnası olarak, tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar, tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, Tüketici Kanunu m. 73/6’ ve m. 74’de belirtilen davalar ile tüketici işlemi mahiyetinde olan taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar sayılmıştır.

Yürürlük ve Süreç

TBMM Adalet Komisyonuna 20 Mart 2020 tarihinde sunulan Kanun Teklifi, genel hatlarıyla, HMK’nin uygulanmasına ilişkin pratikte doğan soru işaretlerini giderme amacı taşımaktadır. Kanun Teklifi ile birlikte, kanunda yer alan ve yüksek yargı içtihatlarıyla doldurulan boşlukların bir kısmı doldurulmuş; bazı yüksek yargı içtihatlarının da aksi yönde düzenlemelere kanun maddesi olarak yer verilmiştir.

Kanun Teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilip, Resmi Gazetede yayımlanmasının akabinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir. Kanun Teklifinin hükümleri, yasalaşması halinde Cumhurbaşkanı tarafından yürütülecektir.

Kanun Teklifinin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Detaylı bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz. Avukatlık büromuzun İdare ve Vergi Hukuku ve Tüketici Hukuku alanlarındaki çalışmaları hakkında detaylı bilgiyi web sitemizden alabilirsiniz.

Uçar Hukuk & Danışmanlık Bürosu