Haksız Rekabet: Sözleşmeyi İhlâle veya Sona Erdirmeye Yöneltmek ve Haksız Rekabet Davaları

Yazar

Uçar Hukuk & Danışmanlık Bürosu

Uçar Hukuk & Danışmanlık Bürosu

haksız rekabet davaları

Modern görüş olarak benimsenen liberal ekonomi sistemi serbest rekabet esasına dayanır. Aynı iş ile uğraşan gerçek veya tüzel kişiler arasındaki daha iyiye ulaşma, daha iyi sonuç alma yarışması olarak tanımlanan rekabet Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. Fakat daha iyiye ulaşmaya çalışırken gerçekleştirilen eylemler kanuna, ahlaka ve dürüstlük kurallarına uygun olmadan gerçekleştirilirse bu durumda rekabet, haksız rekabete dönüşür ve hukuk sistemi içerisinde belli birtakım yaptırımlarla karşı karşıya kalır.

HAKSIZ REKABETE HAKİM OLAN İLKELER

1. Tarafların Rakip Olma Zorunluluğunun Bulunmaması

TTK m.54’e göre “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.”  Bir kişi eğer haksız rekabette bulunuyorsa genellikle bir başkasının emeğini, düşüncesini, prestijini kendi faydasına haksız davranışlarla elde etmeyi arzular. Fakat haksız rekabet yalnızca rakiplere ilişkin bir problem değildir. Piyasada mevcut olan herkesi yani üreticiyi, dağıtıcıyı, satıcıyı, müşteriyi ve mesleki birlikleri ilgilendirir. Bu durumda haksız rekabetin oluşması rekabet ilişkisinin varoluşuna bitişik değildir.

2. Aldatıcı Hareket veya Dürüstlük Kuralına Aykırı Bir Davranışın Mevcut Olması

3. Failin Yarar Sağlamasının Şart Olmaması

4.  Failin Kusurunun Aranmaması:

Kusur ancak haksız rekabet sonucu açılacak tazminat davalarında gerekli olan bir şarttır.

5. Zarar Görme Şartının Bulunmaması:

TTK m.56’ya göre “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse…” diye devam eden madde metninden de anlaşılacağa üzere zarar görme şartı haksız rekabet iddiası için gerekli değildir.

Hukuk düzenimizde haksız rekabet Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu olmak üzere iki farklı yerde düzenlenmiştir. Haksız rekabet halleri TTK’de düzenlenmiştir ancak bu sayma sınırlı sayıda değildir. Haksız rekabet halleri TTK m.55’te 6 ana başlıkta düzenlenmiştir ve her başlığın altında detaylı hükümler mevcuttur. Bu altı başlığı saymak gerekirse 1- Dürüstlük kurallarına aykırı ticari uygulamalar 2- Sözleşmeyi ihale veya sona erdirmeye yöneltme 3- Başkalarının İş Ürünlerinden Yetkisiz Yararlanma 4- Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı bir biçimde ifşa etme ve onlardan haksız yere yararlanma 5- İş şartlarına uymama 6- Dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartları kullanma

Sözleşmeyi İhale veya Sona Erdirmeye Yöneltmek

Bu başlığı detaylı olarak incelememiz gerekirse TTK m.55 1/b bendinde sınırlı sayıda olmayan dört farklı haksız rekabet hali sayılmıştır. Bunlar sırasıyla şöyledir;

“1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,

Buna göre burada görülen durum bir rakibin müşteriyi, müşterinin bir başkasıyla düzenlediği sözleşmeden doğan yükümlülüklerine uymamaya diğer rakibin yerine geçme hedefi ile müşteriyi isteklendirmesidir.

2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,

Burada taahhüt edilen veya sağlanan faydanın parasal olması gerekli değildir önemli olan husus yardımcılara hakları olmayan bir menfaatin taahhüt edilmiş olması veya sağlanmış olmasıdır. İşletme sahibinin bu vaat veya temin sebebiyle zarar görmesi şart değildir. Fakat temin veya vaat edilen menfaat iş dünyasında olağan karşılanan bir değerde ise bu durumda bu fiil haksız rekabet kapsamına girmez.

3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,

Kamuya açık olan bilgiler, kayıtlar ve belgeler sır olarak nitelendirilemez. Bir şeyin sır olarak nitelendirilebilmesi için saklı tutulması istenmiş ve gizli tutulabilmesi için zorunlu önemlerin alınmış olması gerekir. Bu nitelikteki bilgileri, kayıt ve belgeleri yardımcıları kandırarak elde eden kimseler haksız rekabete konu olan bir fiili gerçekleştirmiş sayılır.

4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek.”

HAKSIZ REKABET HALİNDE BAŞVURULABİLECEK HUKUKİ YOLLAR

Haksız rekabette bulunan kişi aleyhinde kanunun öngördüğü koşullarda hukuki yollara başvurulabilir. Haksız rekabete dair davalar; TTK m.4’e göre mutlak ticari dava olarak sayıldığından asliye ticaret mahkemeleri görevli mahkemelerdir.

1. İhtiyati Tedbir: TTK m.61/1’e göre “Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56. maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.”

“Ayrıca, hak sahibinin yetkilerine tecavüz oluşturması hâlinde cezayı gerektiren haksız rekabet konusu mallara, ithalat veya ihracat sırasında hak sahibinin talebi üzerine, gümrük idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde el konulabilir.”

“Gümrük idarelerindeki tedbir veya el koyma kararının tebliğinden itibaren on gün içinde, esas hakkında ilgili mahkemede dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmazsa idarenin el koyma kararı ortadan kalkar.”

HMK m.390’a göre “İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.” Ayrıca HMK m.397’ye göre “İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir. İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.”

2. Tespit Davası: Olumlu veya olumsuz hukuki bir ilişkinin veya durumun var olup olmadığının tespitine dair açılan davaya tespit davası denir. Tespit davası eda davasının öncülü niteliğindedir. Bu dava hem HMK’de hem de TTK’de düzenlenmiştir. Eda davası açmak için yeterli koşullar oluşamadığında ve bu hukuki ilişkinin belirlenebilmesi amacıyla kesin delil oluşturacak olan tespit davası açılabilir. Aradaki bu ilişkinin somut olması şarttır somut olmayan bir hukuki sorunlar davanın konusunu oluşturmaz. Davacının bu davayı açabilmesi için korunacak hukuki bir faydasının olması da gereklidir.

3. Men (Önleme) Davası: Bu dava eda davası niteliğindedir. Bu dava ile haksız rekabete sebebiyet veren ve daha devam eden bu fiilin önlenmesi ya da yinelenmesinin önüne geçilmesi talep edilir. Bu davanın şartı ya haksız rekabete sebebiyet veren fiilin devam etmesi ya da bu fiilin yineleneceğine dair güçlü belirtilerinin bulunmasıdır. Tehlike sona erdiği zaman men davası açma hakkı da ortadan kalkar.

4. Haksız Rekabetin Refi Davası: Eski hale getirme davası mahiyetinde olan bu davada haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabet doğru olmayan, aldatıcı beyanlar ile yapılmış ise bu beyanların gerçeği ile düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi mecburi ise haksız rekabetin işlenmesine etken olan malların ve araçların ortadan kaldırılması gerekir.

5. Tazminat Davası: Haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat açılabilir. Maddi tazminat açılabilmesi için kusur şartı mevcut olmalıdır. Yani haksız rekabete konu olan fiili gerçekleştiren kişinin kusurlu hareketi sebebi ile bir zarar meydana gelmeli, zarar ve kusur arasında nedensel bir bağ bulunmalıdır. Davacı, haksız rekabete konu olan fiil nedeniyle zarara uğradığını ve zararın değerini ispat etmelidir. Eğer davacı zararın değerini ispat edemiyor ise bu durumda hakim, zararın miktarını hakkaniyete uygun bir şekilde kendisi tespit eder. TBK m.58’deki şartlar sağlandığı takdirde ise manevi tazminat açılabilmektedir. Manevi tazminat davasını gerçek veya tüzel kişi açabilme imkanına sahiptir.

DAVACILAR

TTK m.56’da haksız rekabete ilişkin davaları kimlerin açabileceği düzenlenmiştir. Buna göre;

  1. Haksız rekabet nedeni ile ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan kimse ve
  2. Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlike ile karşılaşabilecek olan müşteriler bütün haksız rekabet davalarını
  3. Mesleki ve ekonomik birlikler ve tüketicinin menfaatini gözeten sivil toplum kuruluşları ve kamusal kurumlar ise tespit, ref ve men davalarını açabilme imkanına sahiptirler

DAVALILAR

Haksız rekabete ilişkin olan davalar kural olarak haksız rekabet fiilini gerçekleştiren kişi aleyhine açılır. Bununla beraber adam çalıştıran ve basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarına karşı da haksız rekabete ilişkin davalar açılabilir.

ZAMANAŞIMI

TTK m.60’a göre,” 56. maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve herhâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur.”

Bununla birlikte men davalarında zamanaşımına ilişkin süreden bahsetmek mümkün değildir. Haksız rekabet veyahut haksız rekabet tehlikesinin varlığından söz etmek mümkün olduğu müddetçe men davası açılabilir. Bu durumlar ortadan kalktığı an ise men davasının açılma imkanından bahsedilemez.

Uçar Hukuk & Danışmanlık Bürosu yaz stajyeri Berfin ŞAHİN tarafından gerçekleştirilen sunuma ilişkin sunum materyaline buradan ulaşabilirsiniz:

Haksız Rekabet: Sözleşmeyi İhlâle veya Sona Erdirmeye Yöneltmek ve Haksız Rekabet Davaları Sunum Materyali

Detaylı bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz. Büromuzun Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku ve Tüketici Hukuku alanındaki çalışmaları hakkında detaylı bilgiyi internet sayfamızdan alabilirsiniz.

Berfin ŞAHİN (Yaz Stajyeri)

Uçar Hukuk & Danışmanlık Bürosu

Yasal Uyarı

“İşbu yazı Uçar Hukuk & Danışmanlık Bürosu tarafından yalnızca bilgi amaçlı hazırlanmış olup, içerisinde yer alan bilgi ve görsel materyaller tarafımızdan önceden alınmış
yazılı bir izin olmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz, üçüncü bir kişiye iletilemez ve tercümeye konu edilemez. İşbu bilgi notu bir mütalaa veya hukuki görüş
niteliğinde değildir ve yayım tarihinde hazırlanmış olup, devamlı surette güncellenmemesinden kaynaklı avukatlık büromuz sorumluluk almamaktadır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Son Yayınlar

tüketici hakem heyeti yönetmeliği değişiklik
distance contracts
tck cmk değişiklik

Sosyal